Tuckett: Piyasa Bir Fiyat Mekanizması Değil, Bir Grup Rüyasıdır

David Tuckett’in duygusal finans (Emotional Finance) teorisi, geleneksel finans teorisinin (rasyonel aktör varsayımı) ve davranışsal finansın (bilinçli bilişsel sapmalar) ötesine geçerek, finansal kararlarda bilinçdışı duyguların, fantezilerin ve grup süreçlerinin merkezi rolünü vurgulayan psikanalitik bir yaklaşımdır. Teoriyi Richard Taffler ile birlikte geliştirmiştir. Temel eserleri 2008 tarihli “Phantastic objects…” makalesi ve 2011 tarihli Minding the Markets: An Emotional Finance View of Financial Instability kitabıdır.

Temel varsayım
Yatırım yapmak belirsizlik altında karar vermektir. Belirsizlik kaçınılmaz olarak kaygı üretir. Geleneksel modeller bu kaygıyı ve onunla baş etme yollarını görmezden gelir. Tuckett’e göre finansal varlıklar sıradan mallardan farklıdır: soyutturlar, volatildirler ve başarı/başarısızlığın beceri mi şans mı olduğu belirsizdir. Bu özellikler onları bilinçdışı fantezilerin nesnesi olmaya özellikle yatkın kılar.

Üç temel kavram
1. Fantastik nesne (Phantastic object)
Kişinin en derin arzularını (istediği şeyi tam istediği anda elde etme fantezisini) karşılayan, zihinsel olarak idealleştirilmiş bir nesne, fikir veya varlık. Dotcom hisseleri, lale soğanları, hedge fonlar, karmaşık türevler veya Bitcoin gibi şeyler “fantastik nesne” haline gelebilir. Bu nesne sadece zengin olma vaadi değil; onunla kurulan hayali ilişkide her şeyin mümkün olduğu, kaybın olmadığı bir omnipotent fantezidir.

2. Bölünmüş zihin durumu (Divided state) vs Bütünleşik durum (Integrated state)
Melanie Klein’ın paranoid-şizoid ve depresif konumlarından türetilmiştir:
  • Bölünmüş durumda heyecan (kazanç fantezisi) kaygıdan (kayıp riski) koparılır. Olumsuz düşünceler bilinçdışına itilir. Yatırımcı “sadece yükselir” hissine kapılır.
  • Bütünleşik durumda hem kazanç potansiyeli hem kayıp riski aynı anda hissedilir; gerçeklik ilkesi devreye girer.
Balonlar, piyasanın büyük ölçüde bölünmüş duruma geçmesiyle oluşur. Çöküş, bastırılan kaygının ani geri dönüşüdür.

3. Grup hissi (Groupfeel)
Piyasalar büyük sanal kitlelerdir. Bireyler birbirlerinin anlatılarına (narrative) yönelir, ortak bir duygusal iklim oluşur. Bu, Freud’un kitle psikolojisi ve Bion’un temel varsayım grupları kavramlarıyla bağlantılıdır. “Herkes alıyor” duygusu eleştirel düşünceyi zayıflatır.
Piyasa nasıl işler?Yatırımcılar (ve fon yöneticileri) belirsizlikle baş etmek için hikâyeler kurar. Bu hikâyeler hem bilişsel hem duygusal süreçlerin ürünüdür. Hikâye inandırıcı ve heyecan verici olduğunda eylem mümkün hale gelir. Tuckett daha sonra bu fikri Conviction Narrative Theory (CNT) olarak geliştirmiştir: karar vermek, geleceğe dair duygusal olarak yüklü bir anlatıya inanmayı gerektirir.

Geleneksel ve davranışsal finanstan farkı
  • Geleneksel finans: Aktörler rasyoneldir, duygular gürültüdür.
  • Davranışsal finans: Bilinçli sapmalar ve duygular vardır ama odak büyük ölçüde bilişseldir.
  • Duygusal finans: Asıl itici güç bilinçdışı fanteziler, ambivalans (aynı anda sevme ve nefret etme) ve grup gerilemesidir. Piyasa istikrarsızlığı “dışarıdan” gelen bir sapma değil, finansal varlıkların insan zihnini çarpıtma gücünden kaynaklanır.
Tuckett’e göre 2008 krizi de dahil birçok balon ve çöküş, bu psikodinamik süreçlerin kurumsal yapıyla (kısa vadeli performans baskısı, hikâye satma kültürü) birleşmesinin sonucudur. Teorinin amacı piyasaları daha “güvenli” hale getirmek için duygusal gerçekliği tanıyan kurumsal düzenlemeler önermektir.

David Tuckett; Ekonomi, tıbbi sosyoloji ve psikanaliz alanlarında eğitim görmüştür ve Karar Verme Belirsizliği Çalışmaları Merkezi'nde Profesör ve Direktör olarak görev yapmaktadır. LONDRA